Aslıhan Hatun’un Ölümü ve Diriliş Ertuğrul’da İzlediğimiz O Komik Dönem Çıkmazı
Herkesin Hakkı Var, Aslıhan’ın Ölümü Beni Dehşete Düşürmüştü
Beni tanıyanlar, “izlediğin her diziyi sorgulayan, ama kesinlikle dalga geçmeden yapmayan” bir insan olduğumu bilir. Yani evet, gözlüklerimi takıp derin düşüncelere dalmamla ünlüyüm. Hatta bazen “gerçekten doğru mu yapıyorum?” diyerek hayatımı sorgularken bir anda en yakın arkadaşım bana, “Abi, Aslıhan Hatun neden öldü, çok kötü oldu ya!” diye soru sorar. İşte tam o anda içimde bir fırtına kopar; Diriliş Ertuğrul’daki Aslıhan’ın ölümünü düşündüm ve… Hadi durun, biraz sakinleşeyim.
Aslıhan Hatun’un Ölümünü Ne Zaman Gördük?
Evet, Aslıhan Hatun, yani benim biraz fazla kafama takıldığım o karakter, Diriliş Ertuğrul’da öyle bir ölür ki, “Hani bir şeyler hissetmem lazım, ama ne olduğunu da tam anlayamıyorum” duygusunu yaşarsınız. Benim içimdeki soruyu sormak gerekirse: “Aslıhan Hatun neden öldü?” Ama konuyu dağıtmayalım, hemen cevaba gelelim: Aslıhan Hatun, 4. sezonda, tam 101. bölümde hayatını kaybetmişti. Yani bir bakıma dizinin temposunda, olayın en hararetli döneminde, bir patlama gibi oldu.
Dizinin izleyicileri, bir karakterin ölümüne nasıl alışır? Ya da tam daha bir “vay be” diyorsunuz, o anda dizinin gerçekliğini sorgulayıp hemen sonra bir tost alıp yiyip, “Ne kadar da hayal kırıklığına uğradım” diyorsunuz. İnanın, tüm bunları yaptıktan sonra hala Aslıhan’ın ölümü hakkında kafamda deli sorular var.
Aslıhan Hatun’un Ölüme Gidişiyle Kendi İçimdeki Çelişkiyi Yaşamak
Ölümün ardından bir çılgınlık hissi, bir psikolojik yolculuk… Tüm bunlar o kadar yoğun ki, kahvaltıda benden önce uyanan ve kahvemi hazırlayan annem, “Bak, oğlum Aslıhan Hatun öldü, sen de ne kadar üzüldüğünü anlat” dediğinde, biraz şaşkınlıkla, “Vallahi doğru diyorsun” dedim. Ama ne garip değil mi? Aslında bir yandan Aslıhan Hatun’un ölümünü düşünürken, 25 yaşımda İzmir’de yaşıyor olmak, arkadaşlarla kahkaha atarak vakit geçirmek, hayatın ne kadar tuhaf bir döngüde olduğunu fark ettiriyor. Yani, Aslıhan Hatun bir yanda yıkılırken, hayatımda her şey hala dönüyordu.
“Ne Oluyor? Bu Kızın Zamanı Geldi Mi?”
Şimdi gelelim esas olayın mizahi boyutuna: Aslıhan Hatun’un ölümünü izlerken tam olarak ne yapmalıyız? Hem üzülmeli miyiz? Hem de “Yine ne oldu bu adamlar? Gidip biraz zeytin alıp gelmem mi lazım?” diye düşünmeli miyiz? Çünkü diziyi izlerken insan gerçekten de kafasını bir yanda olaya verirken, diğer yanda “Allah Allah, bunlar şimdi kahvaltıya mı oturacak?” sorusu içinde kalıyor.
Mesela geçen gün, bir arkadaşım bana şunu dedi: “Ya Aslıhan Hatun niye ölüyor ki, Aslıhan Hatun gibi bir karakter öldüğünde diziye ne kaldı?” Dedim ki, “Abi sen diziyi izlerken neyi bekliyordun? Ertuğrul Bey’i mi? Allah aşkına, dizi zaten dram, o yüzden sonu kötü bitmeli!” İkimiz de güldük, ama içim biraz hüzünlendi, çünkü hala Aslıhan’ın ölümüne kafamda tam bir yanıt bulamıyorum.
“Aslıhan Hatun’un Ölümüyle Benim 25 Yaşım Arasında Gizli Bir Bağ Var mı?”
Evet, gerçekten de Aslıhan Hatun’un ölüm sahnesi bana çok şey öğretti: “Hayat bir anlık bir şey, çok sorgulama.” Sanki hayatımda her şeyin de geçici olduğu gerçeği bir anda ortaya çıkmıştı. Ama bir dakika, bir saniye… Bunu dedikten sonra, pazara giderken kıyafet seçerken de rahatlayıp derin düşüncelere dalmayı unutmamalı. Sadece hayatı sorgulama! Hadi, ben biraz kendimle dalga geçiyorum, ama çoğu zaman kendi yaşadığım hayatla dizideki karakterler arasında bağlantı kurmaya çalışıyorum. Sanki ben de 25 yaşımda bu diziyi izlerken, bir nevi “Aslıhan Hatun” gibiyim. Sorgulayan, kahkahalarla gülen ama içten içe her şeyin bir anlamı olmalı diyen bir insan. Hah! İşte o zaman fark ediyorum: “Bu hayat gerçekten dramatik!”
Aslıhan Hatun’un Ölümü Üzerine Kısa Diyaloglar
Aşağıdaki kısa diyalog, diziyi izlerken kafamdaki bazı düşünceleri gösteriyor:
Ben: “Aslıhan Hatun, gerçekten ölüyor mu ya?”
Arkadaşım: “Evet, biliyor musun, Aslıhan Hatun olmasaydı, dizi nasıl olurdu ki?”
Ben: “Büyük ihtimalle dizi zaten, ‘yeni bir Hatun gelir’ diyerek yol alırdı ama… şu an hiçbir şey anlamıyorum.”
Arkadaşım: “Bence Aslıhan Hatun’u öldürdüler, çünkü daha fazla intikam alınacak karakter kaldı mı?”
Ben: “Güzel nokta, bence de!”
Aslıhan Hatun’un Ölümü: Komik Bir Olayın Gerçeklik Katmanı
Evet, komedi ve dram iç içe geçiyor, ama hayat bu işte. Aslında biz İzmir’de yürürken de bazen dramdayız, bazen çok gülüyoruz. Ancak bu durum, Diriliş Ertuğrul’da Aslıhan Hatun’un ölümü gibi bir olayla hiç kesişmiyor. İzlerken, “Aslında bunu yapmalıyım, bunu yazmalıyım, bunu düşünebilirim” düşüncesiyle oturmak ama bir yandan da “İyi ama, neden bu kadar üzülüyorum, Aslıhan Hatun gerçekten de vefat etti mi?” sorusunu sormak arasında bir boşluk var. İronik, ama gerçek.
Sonuç: Hayat Kısa, Ama Komik
Sonuç olarak, Diriliş Ertuğrul’daki Aslıhan Hatun’un ölümünü düşünürken, aslında hepimizin hayatındaki dramların ne kadar kısa olduğunu, ama komedilerin o kadar uzun olduğunu hatırlıyorum. Yani bu yazıyı yazarken gülümsedim, bir yandan da düşündüm. Zeytin alırken, pazarda aynı şekilde hayatımı sorgularken Aslıhan’ın ölümüne takılmanın anlamı ne? Hayatımızda zaman zaman dramatik ölümler olabilir, fakat bazen her şeyin mizahi yönü vardır. Bu da bir bakış açısı.
İşte bu yüzden, ben de hayatımı bir nevi Aslıhan Hatun gibi yaşamaya karar verdim: Sorgulama, gül, takıl, ama asla hayatın kısa olduğunu unutma.